Bakanlığın metni, birkaç önemli sonucu birlikte doğuruyor.
İlk olarak, geçici kayıt yaklaşımı tonajdan bağımsız olarak gündeme getirilmiştir. Bu, firmaların “nihai kayıt tarihim daha geç, o nedenle henüz bekleyebilirim” yaklaşımını tek başına yeterli kılmıyor. Envanter oluşturma amacıyla, ilgili maddenin sistemde kayda bağlanmış olması bekleniyor.
İkinci olarak, Usul ve Esaslar Ek-1 kapsamındaki bazı bilgilerin henüz temin edilememesi durumunda dahi, bu eksiklikler gerekçeleri ile KKS’de belgelendirilerek geçici kayıt dosyası gönderilebiliyor. Bu, pratikte önemli bir esneklik sağlıyor; çünkü birçok firmanın analitik veri, kullanım bilgisi veya diğer teknik içerikleri son haline getirmeden süreci başlatabilmesine imkan veriyor. Eksik bilgilerin daha sonra nihai kayıt tarihlerine kadar güncellenebileceği de açıkça belirtilmiş durumda.
Üçüncü olarak, 30 Eylül 2026 sonrasındaki döneme ilişkin denetim mesajı çok güçlü. Bakanlık, bu tarihten sonra firmaların imal veya ithal ettiği maddelerin geçici kayıt numaralarının sorgulanmasına ilişkin gerekli denetimlerin yapılacağını söylüyor. Ayrıca 30 Eylül 2026 sonrasında yeni imal veya ithal edilecek maddeler için, faaliyet öncesinde geçici kayıt veya tam kayıt başvurusu yapılması gerektiğini belirtiyor. Bu, kayıt olmadan piyasaya giriş döneminin fiilen kapanacağı şeklinde okunmalıdır.
Dördüncü olarak, daha önce lider firma tarafından tam kayıt dosyası gönderilmiş bir maddede bile üye firmalara gerekçeli şekilde bireysel geçici kayıt hakkı tanınması, Bakanlığın uygulamada esnek ama denetimli bir model kurduğunu gösteriyor. Maliyet paylaşımında orantısızlık, gizlilik kaygıları veya görüş ayrılıkları gibi nedenler özellikle anılmıştır.